1998 yılında Kırk Dereli Köyü’nde define arayan Mesut ve arkadaşı Burak, farkında olmadan kadim bir laneti uyandırır. Mesut’un öldürdüğü bir cinin intikamı korkunç olur; özellikle Mesut ve hamile eşi Kader için hayat geri dönülmez şekilde değişir. Cinlerin doğacak çocuk üzerinde hak iddia etmesiyle aile, karanlık bir kabusun içine sürüklenir. Yaşanan trajediler ve doğaüstü olaylar, köyün hafızasına korku dolu bir miras bırakır. Aradan 25 yıl geçer. İstanbul’da arkeoloji alanında çalışan Hazal, nişanlısı Murat ve arkadaşları Caner ile Betül, yüzey araştırması yapmak üzere Kırk Dereli’ye gelir. Caner’in ortaya çıkardığı, köyün geçmişine dair ürkütücü “cin bebek” efsanesi, grubun ilgisini çeker. Başta tüm bunlara mesafeli duran Hazal, köyün gizemli delisi Nezir’in yönlendirmesiyle, arkadaşlarıyla birlikte Mesut ve Kader’in yıllar önce yaşadığı karanlık döngünün içine çekilir. Ancak onları bekleyen gerçek, eski bir lanetten çok daha derindir. Bu yolculuk, yalnızca köyün saklı geçmişini değil; Hazal’ın kendi kökenlerine dair korkunç sırları ve cinlerle arasında var olan gizli bağı da açığa çıkaracaktır. Çünkü lanet hiçbir zaman sona ermemiştir ve artık yeni kurbanlarını beklemektedir.